GÜNLÜĞÜM; 9-12 HAZİRAN 2025 (BERNİNA EKSPRES PANORAMİK TREN)

 9 Haziran 2025

Demiryolunun hemen yanında, önce kara trenlerin, yıllar içinde ise daha modern, motorlu trenlerin adeta içinden gectigi bir evde dogdum, büyüdüm ben. Bu nedenledir mi bilinmez, bana cocuklugumu hatirlatan tren kokusunu, aralarda çalan tren düdüğünün o neşeli, şen şakrak sesini pek severim. Keyifli tren yolculukları seyahat listemin en başındadır. Işte bu yolculugumuzun ana teması Bernina Ekspres de onlardan biri... Biraz araştırınca, bu tren yolunun, 1898-1904 yılları arasında inşa edilmiş oldugunu ve UNESCO Dunya Kültür mirası listesinde yer aldigini ogreniyorum. Bu da, bu yolculuğu olmazsa olmazlar listesine eklememi sağlıyor.







Bernina Ekspres,  İtalya- İsvicre arasi gidip gelen masalsı bir tren. Tren hattı boyunca toplam 196 köprüden ve 55 tünelden geçiliyor. Tren, yaklaşık 45 km hızla, tıngır mıngır yol alarak İsviçre Alp Dağları arasındaki müthiş doğal guzellikler arasından sizi, nereye bakacaginizi şaşırtan panoramik bir yolculuğa cikartiyor. Bu arada, yavaş yavas tirmanarak 2253mt'ye kadar çıkıyor. Bu güzel yolculuğu isterseniz İtalya'nin Tirano kasabasindan İsviçre'nin St.Moritz kasabasına kadar (bu kisa tur oluyor), isterseniz de bizim yaptığımız gibi Chur şehrine kadar (uzun tur) yapabiliyorsunuz.  Tirano-St.Moritz arasi yaklaşık 2 bucuk, Tirano-Chur arası ise yaklasik 4 bucuk saat suruyor. Bu rotalar, özellikle kış aylarında, kayakseverler tarafindan tercih ediliyor. Biz, bu keyifli yolculuk icin planları yapmaya iki ay önceden başliyoruz, zira ünlü  Kırmızı Tren'e bilet bulmak o kadar kolay bir iş degil. Bu turu yapabilmek için önce satıştaki  biletlerin tarihine bakiyoruz, sonra uçak biletine.. Nisan ayında baktigimizda, satıştaki biletlerin ilki, Haziran ayının 11ini gosteriyor. Buna göre Bernina Express resmi online sitesinden (www.tickets.rhb.ch) Tirano-Chur arası biletlerimizi satın aliyoruz. Okuduğumuz kaynaklardan Tirano yönünden giderken solda, Chur yönünden giderken sağda oturmamiz gerektiğini bildigimizden, koltuk seçimini (aslında fazla da seçeneğimiz yoktu) buna göre yapmaya calisiyoruz. Bu arada her tarafi gormek için yolculuk genelde ayakta gectiginden aslinda koltuğun çok da onemi kalmiyor. 



Bu yolculuğun ana teması olan Bernina Ekspres biletimizi aldıktan sonra, her zaman olduğu gibi, Skyscanner'dan o tarihlerde İtalya için en uygun uçak biletini bulmak için kolları sıvıyoruz. Biz Bodrum'da yasadigimizdan ve senelik Kos Card aldığımızdan, bizim için yurt dışına Kos'tan çıkmak çok daha rahat ve hesaplı oluyor. Rahat oluyor, çünkü Kos feribot iskelesinden yurt dışına çıkış yaptığımız anda istediğimiz ülkeye elimizi kolumuzu sallayarak, uzun kuyruklarda bekleme derdi olmadan rahatça giriş yapabiliyoruz. Medeniyet işte! Hesapli oluyor, çünkü Rynair'in bagajsiz biletleri oldukça ekonomik.. Sonuç olarak, o tarihler için en uygun uçuşu Kos-Milano olarak belirleyip, Rynair'dan tek yön biletimizi de aldiktan sonra gezinin geri kalan kısmını planlamaya basliyoruz. Sonuçta Bernina kısmı belirli, geri kalan kısmı birkaç alternatifli, adrenalin dolu rotamiza, 9 Haziran sabahi sirtlarimiza sırt cantalarimizi takıp, başlıyoruz ve 8.30 feribotu ile Turgutreis'ten Kos'a geciyoruz.

Kos'a ulaştığımızda, daha frappemizi bile yudumlamadan 😜 havaalani için otobüs saatlerini kontrol ediyoruz. Biz her zaman havaalanina ulaşım için, Kos belediye otobüslerini tercih ediyoruz. Uçağımız 17.00de Kos Havalimanindan kalkacak. Aradaki zamana kahve ve yemek rituelini sıkıştırıyoruz. Bu kez yemek için daha önceden denemediğimiz bir aile restoranı olan Tsibusi'yi tercih ediyoruz. Musakka, french fries ve Sezar salata ile myhtos bira... Lezzet 10 numara👍 Kesinlikle tekrar geliriz ve kesinlikle tavsiye ederiz👍 #reklamdegiltavsiye

Saat 13'teki Mastichari otobüsü ile havaalanı ve ver elini Milano... 17.30 uçağı fazla gecikmeden kalkiyor. 19.30'da Malpensa'ya ineceğiz. Bu arada yıllarca Milano'ya gittiğimiz halde daha önce hiç Malpensa havaalanina inmemistik. Pegasus bizi güzel Bergamo'ya indirirdi hep. Bergamo çok güzel bir kasaba ancak Milano merkeze sadece shuttle'lar ile ulasabiliyorsunuz. Halbuki Malpensa'da shuttle yanısıra tren de sizi Milano Centrale'ye goturuyor. Bu bilgiyi de böylece kenara koyuyoruz🤗 



Milano'da, önceden rezervasyon yaptığım, Il Riccio Rooms'ta kalacağız. Burası self check in bir tesis. Birçok apart odadan oluşan tertemiz bir konaklama yeri. Içi keyifle döşenmiş, her tür ihtiyacınızı karsilayabiliyorsunuz. Sadece booking'te self check-in gorunmesine rağmen, bir görevli sizi karsilamaya çalışıyor ve eğer geç saatte giriş yaparsanız sizden ekstra para talep ediyorlar. Bu kısmı biraz fazla kati gelmekle beraber, bunu da  tipik Avrupalı kuralciligi (yada İtalyan kurnazlığı diyebiliriz belki de) olarak düşünüp fazla kafaya takmiyoruz. 10 yıl boyunca benzer kiralama işini yapmış kişiler olarak erken yada gec saat (kimi zaman rötar nedeniyle sabaha karsi olmak üzere) demeden,  saatlerce bekledigimiz Begonville misafirlerimizi hep aynı güler yüz ve sıcaklıkla karşılamış olmamız nedeniyle bir kez daha kendimizle gurur duyuyoruz😎😎 Neyse bizi biraz geç saatte karşıladigi için gerilen, hafif tombul İtalyan kızımız için ayni şeyleri soyleyemesek de kaldığımız yer gerçekten gayet keyifli. Yolumuz burdan geçtiginde tekrar gelinir mi, gelinir. Il Riccio Rooms sirin odalarının fotoğraflarını şuraya bırakıyorum. #reklamdegiltavsiye



10 Haziran 2025

Bernina Ekspres'e adım adim yaklaşırken heyecanımız gitgide artıyor. Milano'da güzel bir gecenin sabahına keyifle uyanıp, Tirano'ya doğru yola çıkmak üzere Milano Centrale tren istasyonunun yolunu tutuyoruz. Tirano için tren saatlerine dün akşam Milano istasyonunda bakıp, bugün saat 8.20 trenine biletlerimizi akşamdan almıştık. Milano tren istasyonunda hızlı bir kahvaltı yapıp, kendimizi Tirano trenine alıyoruz ve iki buçuk saat sürecek yolculuğumuza başlıyoruz. 


İtalya'nın bircok şehrine tren yolculuğu yapmış olsak da bu rotanın yeşilliği ve yol üzerindeki yamaclarda olusturulmus onlarca üzüm bağı bizi bir kez daha etkiliyor. 


Biz, canım ülkemin yamaçlarını oyup içini beton evlerle doldururken, İtalyan evladının yamaçları üzüm bağı haline getirmesi ve bu bağlardan elde ettiği leziz şarapları ile de dünyaca büyük bir ün elde etmesi, kalbimizi bir kez daha derinden acıtıyor. Yemyeşil bağları geçtikten sonra yol bizi müthiş bir maviliğe getiriyor ki, Como gölünün kenarından gectigimizi anlıyor ve Bernina Ekspresi'nde görmeyi planladigimiz panoramik yolculuga şimdiden çıkmış olduğumuz hissine kapiliyoruz. Nasıl geçtiğini anlamadığımız bu keyifli tren yolculuğunun ardından kendimizi Tirano'da buluyoruz. 


Tirano, İtalya'nın Lombardiya bölgesine bağlı Sondrio ilinde bulunan bir belediyedir. Belediye, Valtellina Vadisi'nde Adda Nehri'nin kıyısında İsviçre sınırı yakınlarında yer almaktadır. İsviçre'ye yakınlığı nedeniyle Bernina Ekspres trenleri bu küçük, sevimli kasabadan yola çıkmaktadır. 


Tren istasyonundan dışarı çıktığımız anda mis gibi dağ havasi ve Bernina Ekspres nedeniyle turistik bir kasaba olmasına ve çevrede dolasan onca insana rağmen sessiz, sakin duruşu bizi oldukça etkiliyor. 

 

 

Burada, Silvio'nun evinde kalacağız. Silvio'nun evi tren istasyonuna yaklaşık 10 dk mesafede. Kısa bir yürüyüşle Quinta Stella (yada fazlaca göç eden kırlangıçlar nedeniyle koydukları diğer ismiyle) Le Rondini'ye varıyoruz. Silvio bizi gülen yüzü ile sıcacık karşılıyor ve Tirano hakkında faydalı bilgiler veriyor. Kızının hazırladığı el kitabında Tirano'da nerede ne yenir, ne alınır, ne yapılır sorularimizin karşılığını buluyoruz. Zira bu sevimli kasabayi güzelce gezmek için bir tam günümüz var. Bu arada Silvio'nun Airbnb evi, kocaman balkonlu ve karşısındaki dağ manzarasının hemen ardında İsviçre var. Bundan daha güzel ne olabilir! Işte muhteşem görseller ile Tirano evimiz:)




Tirano'da günlük 25-30bin civarındaki adım sayısı ile tamamladigimiz kısa turumuzda, tarihi merkez (historic center) olarak geçen bölgede bulunan St. Martini Kilisesi ve
 Aziz Meryem anısına 1504 yılında  inşa edilmis Sanctuary of Madonna di Tirano'yu ziyaret ediyoruz. Eşsiz güzellikteki mabetleri ziyaret edip, dualar eşliğinde, dileklerimizin yerine gelmesi için mumumuzu da guzelce yakıp, dileklerimizi, dualarimizi yukarı gonderiyoruz🙏💕 

 

Bu turu tamamladığımızda acıktığımızı hissedip, ev sahibimiz Silvio'nun bize verdiği öneriler doğrultusunda, lokallerin yemek yediği yerlerden biri olan El Trigo'da öğlen yemeğimizi yiyoruz. Seçimimiz pizza ve makarnadan yana oluyor ki el yapımı makarna da pizza da damaklarımızı çatır çatır çatlatıyor. Üzerine, buraya gelirken keşfettiğimiz sevimli  Lolipop'tan dondurmaları da yuvarlayınca yeniden toparladığımız enerji ile sokaklar arası keşif turuna devam ediyoruz. 






 

Bu sırada, sehrin tam ortasından, yarın bizi Isvicre'ye götürecek olan Kırmızı Tren'in düdük çalarak, Tirano tren garına doğru yol alması bizi bu gezi için daha da motive ediyor. 


Yurt dışı seyahatlerde, dışardaki yeni lezzetleri tatmak kadar, eğer kiraladığımız ev güzelse ve şartlar uygunsa, ev yemegi yaparak evin keyfini çıkartmaya da bayılıyoruz. Bu nedenle, pizza, makarnaya ara verip, bu güzel evde dağ manzarasina karşı şarap ve kırmızı et, yanına da salata moduna girip, ev sahibimizden iyi et satan kasap, şarküteri karışımı bir yerin adresini alıyoruz ve hemen bu dükkandan ihtiyaçlarımızı karsiliyoruz. İtalya'nın leziz eti ile damak çatlatan peynirlerinden bir miktar alıp, evimize geri dönüyoruz. Bu arada, yarınki tren turumuz için de tüm bloglar ve vloglarda onerildigi uzere, ayrıca ev sahibimiz Silvio'nun da yönlendirmesi dogrultusunda kumanya için gereken malzemeyi de alıyoruz. Bernina treninde satılan yiyecek ve içecekler gereksiz pahali oldugundan bu yontem Tirano'da o kadar benimsenmiş ki kasabanin yerel marketi Sigma'da şarküteri standında istediginiz malzemeleri secip sandviç yaptirtabiliyorsunuz. Neyse küçük ama önemli bu detaylardan sonra tüm hazırlıklar yapılmış, evde manzaraya karşı keyifler tamamlanmış şekilde Tirano maceramizin da sonuna geliyoruz. Yarın büyük gün ve biz tam teşekküllü bir bicimde, bizi bekleyen tüm güzellikleri karşılamaya hazırız.

11 Haziran 2025

Evet büyük gün, bugün. Sabah 08.06 Bernina Ekspres panoramik tren ile Chur'a doğru yola çıkmaya hazırız. Kumanyalarimizi yanımıza alıp, sırt cantalarimizi da takarak Silvio'nun güzel evi ile vedalasiyoruz. Trenimiz salına salına tren garına girdiğinde heyecan dorukta.



Bernina Ekspres biletlerimizi resmi web sitesinden satın alırken rezervasyon işlemini de tamamlamistik. Eğer bu aşamayı tamamlamazsaniz turistik trende yeriniz olmadığından, üstü kapalı vagonlardan birine kalabaliklari yararak rastgele oturmaniz gerekir. (Gerçi dönüşte bunu da deneyimleme fırsatı buldugumuzdan rahatlıkla söyleyebilirim ki aslında turistik bilet almak çok anlamlı değilmiş. Tamam, üstü camlı panoramik manzaralı bölümde seyahat ediyorsunuz ama aradaki yarı yarıya fiyat farkina değecek bir şey olmadığını turumuzun dönüş aşamasında fark ediyoruz. Bu da dip not olarak aklınızda bulunsun) Hangi vagonda ve hangi koltukta oturacagimizi bulduktan kisa bir süre sonra trenimiz hareket ediyor.


Özellikle Tirano kasaba içinden geçerken cok keyif alıyoruz. Zira içerden dışarıya bakmak da, en az dışardan görünen Kırmızı Tren manzarasi kadar güzelmiş. Kalkıştan kısa bir süre sonra Campocologno sınır bölgesinden geçip İsviçre topraklarına ulaşıyoruz. Hakikaten Silvio'nun dedigi gibi dağın hemen arkasında imiş İsviçre 😍 Ağır ağır sınırı geçip yeşilliklerin dağların arasında süzülerek ilerliyoruz. O sırada vagonda hepimiz çılgın gibi, bir o tarafa bir bu tarafa bakip, elimizde telefonlarla en güzel manzarayı yakalamaya çalışıyoruz. Hemen arka koltugumuzdaki Banglades'li bir aile bizden daha da çılgın şekilde fotoğraf çekmek adına, gerek üstümüze çıkıyorlar, gerek camlara yapışıp en güzel kareleri yakalamaya çalışıyorlar😂 Aradan zaman geçtikçe durulacagimizi düşünmekle ne kadar hata yaptığımı kısa sürede anlıyorum zira manzara her geçen dakika daha da güzelleşiyor, renkler daha yeşile dönüyor ve biz o sırada 196 köprü ve 55 tünelden ağır ağır geçiyoruz. 

Yukarı doğru ağır ağır tırmanarak deniz seviyesinden 2091 mt yukarıdaki Alp Grüm'e yaklaşıyoruz. Işte tam zurnanın zırt dediği yer burası. Tren bu durakta 20 dakika mola veriyor ve hepimiz kendimizi dışarı atıyoruz. Dışarı çıktığımız anda hayatımızda hiç hissetmedigimiz kadar yoğun bir oksijen, tertemiz dağ havası hafiften başımızı döndürüyor. Kenara doğru ilerleyip gerek selfie'lerle, gerek birbirimizden yardım alarak çektiğimiz fotograflarla bu yükseklikte hissettiklerimizi ölümsüzleştirmeye çalışıyoruz. Aşağısı hayatımızda hiç görmediğimiz derinlikte uçurum😱 Hafiften kalbimin pirpirlandigini hissediyorum bu noktada ama manzaranın güzelliği ağır bastigindan, korkuyu bir kenara bırakıp anın tadını çıkariyorum. 








Dedigim gibi Alp Grüm en yüksek nokta olan 2253 mt'ye en yakın nokta ki bundan sonrası iniş. Aynı guzellikteki manzaralar eşliğinde Chur'a geliyoruz. Yol üstünde St. Moritz'i de goruruz diye dusunuyoruz ama yaniliyoruz. Çünkü Chur için farklı bir hattan gidildiğini, ST.Moritz'in diğer hatta kaldığını fark ediyoruz. 


Dışarıyı seyretmekten bir dakika bile sıkılmadığımız gibi asla bitmesini istemediğimiz bu keyifli tren yolculuğu öğle saatlerinde Chur'da sona eriyor. Chur'a gelmeden önce sırt çantalı maceramizin hangi yöne doğru ilerleyecegi belli olmadigindan biraz durup düşünmek için Chur'da son dakika rezervasyonu ile kendimize kalacak bir yer buluyoruz. 


CHUR (11 Haziran Akşamı)

Son dakika işlerini aslinda pek sevmeyiz. Başak Burcu ile Aslan burcunun kombinasyonu😜 neredeyse altmışli yaşlarindaki backpacker'lar olarak, önceden organize şekilde hareket edip, en kalitelisinden, keyfimizden olabildiğince ödün vermeden kalabilecegimiz ama bir o kadar da bütçe dostu yerleri bulup çıkartırız. Ancak bu maceredaki ana tema Bernina Ekspres olunca gerisini hayatımızda ilk defa akışa bırakmaya karar vermiştik. Bu nedenle rotamizin Chur'a kadar olan kısmı için tüm rezervasyonlar yapılmış, biletler alınmıştı ama Chur'dan nereye gidecegimize bir türlü karar verememistik. İşte bu an o andı. Sonunda, Bernina Ekspres rotasını çok beğendiğimizden ve nereye gidersek gidelim içimizdeki İtalya'ya dönme dürtüsü nedeniyle, aynı rotayı bu kez panoramik vagonda değil de Kırmızı Tren'in normal vagonlarında deneyimlemek istedik ve bir gece konakladigimiz Chur'da tren garına gidip ertesi gun için Tirano dönüş biletlerimizi aldık. Bu tip biletlerde rezervasyon yapılamadığından "sınırlı sayıdaki bu vagonlarda yer bulabilmek icin tren saatinden en az yarım saat önce garda olursanız kendinize "belki" güzel bir yer bulabiliyorsunuz". Yapılan tüm yorumlar ve öneriler bu şekildeydi. Biz de her zamanki "erken kalkan erken yol alır" dusuncesindeki gezginler olarak zaten yarım saatten önceki bir zaman diliminde tren garında, Kırmızı Tren peronundaki yerimizi almıştık. Neyse dönüş etabını anlatmadan önce size biraz Chur sehrinden bahsetmek istiyorum. CHUR (İsvicre'lilere yada Fransızlara göre KUR, Almanlara göre ÇUR okunuyor) İsviçre'nin doğusunda genelde Alemannik denen Almanca dili konuşulan bir dağ şehri. Zurih'in güneydoğusunda yer aliyor. Chur, Almanya'nın en ünlü su yollarından biri olan Ren Nehri ile Plessur Çayı'nın birleştiği yerde. Milattan 5.000 yıl önce kurulmus, İsviçre'nin en eski kentlerinden. Graübünden kanyonun da başkenti. Aslında burasi Bernina Ekspres olmasa belki de kimsenin ugramayacagi son derece sessiz, sakin ama bir o kadar medeni, temiz ve keyifli bir küçücük, fazla taninmayan bir şehir olarak kalacakmış. Hatta o kadar sakin ki bir iki günden sonra -laf aramızda kalsın ama- sıkıcı bile olabilir. Bu arada tabii ki kış aylarında kayakcilarin vazgeçilmezi. Işte fotoğraflarla Chur🤗








 


12 Haziran 2015 

Evet, Chur'dan Tirano'ya dönmek üzere  Kırmızı Tren'in rezervasyonsuz vagonlarına binmek için bekliyoruz. Hareket saati  8.17. Biz 7 buçuk itibariyle perondaki yerimizi aldık ki kapılar açıldığında -tipik Türk aklımızla- itiş kakış rezervasyonsuz koltuklardaki yerimizi alabilelim. Tabii ki böyle olmadı. Peronda bizden başka birkaç kişi daha vardı. Kapılar saat 8'e doğru açıldı ve biz sakince rezervasyonsuz yani numarasız, biletli koltuklarımıza güzelce yerleştik. Su ana kadar okuduğumuz bloglarda, izlediğimiz vloglarda belirtilenin tam aksine ortalık gayet sakindi. Stres yok, itişme yok, e ne anladım ben bu isten yani😜

Şaka bir yana, herhalde tamamen bizim şansımıza, vagonda da kimse yoktu. Peronda konuştuğumuz Paraguaylı ve Brezilyalı çiftler de farklı vagonlara geçtiler. Arada sırada bizim vagona gelip ne kadar şanslı olduğumuzu, panoramik vagondan belki de daha rahat bir seyahat olduğunu anlatıyorlardı ki bu doğruydu. Chur'a gelirken 4 kişilik koltuklara 2 kişi yayıldık diye sevinirken aslında bu seyahatte bomboş vagona yayılmıştık. Hal böyle olunca çoğu zaman ayakta, biraz sağdan, biraz soldan şahane videolar çekmek de şansların en büyüğü oldu. Gelirken kadraja giren insanlar nedeniyle sekteye uğrayan çekimler, bu sefer insansız olarak, neredeyse profesyonel kalitede çekilip, ölümsüzleşerek arşivimizdeki en değerli yeri almıştı. Sonuç olarak, 4 saatlik bu dönüş serüveni gidişten çok daha konforlu ve keyifli son bulmuştu. Bu arada bir küçük dipnot;  bizim şansımıza mı bilmiyorum, bu yaşadığımız gidiş dönüş serüveninden sonra kesinlikle, "iki kati para verip, panoramik vagondan bilet almayın", diyebilirim. Rezervasyonlu ve pahalı bilet aldığınızda ilave olarak bir küçük Bernina Ekspres hatırası çikolata ile, soğuk çay ikram ediyorlar. Siz de verdiğiniz iki misli fiyat nedeniyle üzerine bir bardak soğuk su içiyorsunuz😜😂 Bizden söylemesi🤗


Önemli Not 1 : Blogger, video yüklememe izin vermediği için videolara, instagram sayfamdaki hikaye arşivimden ulaşabilirsiniz. @mrsbegonville_myway

Önemli Not 2 : Bu gezinin devamında doğaçlama oluşan gezi rotamızı da bir sonraki blogumda bulacaksınız. Coming Soon...












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜNLÜĞÜM; PORTO 16 - 17 KASIM 2025

GÜNLÜĞÜM; LİZBON 18 - 24 KASIM 2025