GÜNLÜĞÜM 12-15 Haziran 2025 VERONA
12 Haziran 2025
Gladyatörler çağında dövüşleri, halka açık gösterileri, şu anda ise müthiş opera festivalleri ile her daim ışıldayan Arena'si... Kale'si.. Köprüleri...Özel bir kök boya ile boyanması zorunlu oldugundan görsel bir şenlik sunan bakımlı evleri...Romeo'su ve Juliet'i ile UNESCO korumasindaki aşk şehri... VERONA😍 Kendi deyimleri ile "Dünyanın en İtalyan sehri"ndeyiz🤗👫 Verona'dayiz🤗
Yıllarca İtalya'ya gidip gelmemize rağmen, o dönemde bir türlü fırsat bulup gelememistik. Verona'yı tabii ki gayet iyi biliyorduk ama ilk olarak Ayhan Sicimoglu'nun Murat Karahan'i tanıttığı programda dikkatimizi çekmişti, bu guzel şehir.
Bu sefer rotamizi Verona'ya çevirme fikri ise İtalya'nın zincir mağazalarından biri olan OVS'de alışveriş yaparken tanıştığımız tezgahtar kızın bizi yönlendirmesi ile oldu. Evet yanlış duymadınız😂 Tirano OVS'deki kıza Bernina Ekspres ile Chur'a geçecegimizden, sonrasında ise planimizin belli olmadigindan, ihtimallerden biri olarak da İtalya'ya geri donecegimizden bahsettik. Güler yüzlü kız da bize, eğer geri dönecek olursak Verona'ya gitmemizi, oradan 15dk mesafedeki Garda gölünü de mutlaka görmemizi önerdi. O anda bu fikri bir kenara park edip, yolumuza devam ettik.
Ve işte, Chur'da gezinin geri kalan rotasını yine İtalya'ya çevirmeye karar verdiğimiz ilk anda Verona alternatifini değerlendirip, hemen yeni bir Airbnb rezervasyonu yaptık. 4-5 gecedir her akşam ayrı bir yerde kalıp, şehir değiştirmekten yorgun düştüğümüzden bu sefer Verona'da 4 gece kalalım, oradan istediğimiz yerlere gidip geliriz, düşüncesindeydik.
Hedef Verona olunca, trenle aynı gün içinde Chur'dan yola çıkıp, önce Tirano, sonra Milano yaparak, sonunda Verona'ya ulaştık. Yaklaşık 8bucuk saatlik bir tren yolculuğu sonrası kendimizi Verona Porta Nuova'da bulduk. Sabahtan aksama sırt çantalı, ardı ardına tren yolculukları sonunda akşama doğru iyice yorulan bedenlerimizi, 4 gece için kiraladığımız eve atıp, dinlenmeye çekildik. Yarın Verona'dan hiç bir yere kıpırdamayıp, bu güzel şehri iyice gezecektik.. yorgun ama mutlu, güzel bir uykuya daldık...
Sevgilim..
Ben ne romeo,
Sen ne julietsin..
Bizi biz yapan;
Aşkımızı aşk yapan..
Susayarak özlediğimiz tendir..
Bizi biz yapan...
William Shakespeare
13 Haziran 2025
Son dakika booking üzerinden rezervasyon yaptığımız ev çok iyi değil maalesef🙃 Her zaman yaptığımız gibi tren istasyonuna yakın bir ev bulmaya çalıştık ki sağa sola gitmek kolay olsun. Ancak maalesef ne tren istasyonuna ne de merkeze pek yakın bir yerde değiliz. Porta Nuova ile Borgo Trento arasında bir yerdeyiz ki evden istasyona da şehir merkezine de yarım saat yürüme mesafesindeyiz. Bu arada Verona'da hava hiç beklemediğimiz kadar sıcak. Bodrum'da terlemediğimiz kadar ter döküyoruz Haziran ortasında... Yapacak bir şey yok, ani plan değişikliği yaparken herşeyi göze almıştık. Öte yandan evin konumunu da dert etmiyoruz, sonuçta biz tüm gün dışarda olacağız, olabildiğince kendimizi serinleterek görebildiğimiz kadar çok yer görmeliyiz. Bu düşünce ile kahvaltımızı evde yapıp, kendimizi cayır cayır yanan sokaklara atıyoruz🥵
Gezmeye başlamadan önce Verona tarihi hakkında kısa bir bilgi vereyim;
Aslında, Verona'nin tarihine ait bilgiler sabit değil, kaynaklar da farklı şeyler söylüyor. Genel kanı, İ.Ö.550'de kurulduğu, Raetia'lıların ve Galya'lılarin yaşadığı, İ.Ö. 300'de Romalılar tarafından fethedildiği yönünde.
Orta Çağ’a gelindiğinde ise Lombardlar, Franklar ve Bizanslar gibi pek çok farklı toplumun egemenliğine giren şehir 13. yüzyılda Della Scala ailesi himayesinde zengin yapılara kavuşuyor. Rönesans döneminde Venedik Cumhuriyeti’nin, 19. yüzyılda ise Napolyon ve sonrasında Avusturya yönetimi altına giren şehir son olarak 1866’da nihai olarak İtalya’ya dahil oluyor.
Verona'da ilk hedefimiz tabii ki Arena di Verona. Yani Verona Arena'si.
Gezmeye başlamadan önce önemli bir not; 24 veya 48 saatlik Verona Card alarak, bu kartla hem şehrin en önemli turistik noktalarına (Museo di Castelvecchio, Juliet'in Evi, Arena di Verona dahil) beklememe özellikli giriş yapabiliyor ve indirim alabiliyorsunuz, hem de toplu taşımalardan faydalanabiliyorsunuz. Biz sonra alırız dedik ama sonraki iki gün de farklı yerlere gittiğimiz için maalesef bu önemli detayı pas geçmiş olduk🙃
CASTELVECCHIO (Verona Kalesi)
Verona Arenasi'na doğru giderken yol bizi Kale'nin içinden geçiriyor. Altından akan Adige Nehri, üzerinde köprüsü, köprü üzerinde ise sokak çalgıcılarından gelen eşsiz melodiler ile öyle bir ambians içine giriyoruz ki nereye bakacağımızı şaşırıyoruz.
Bu güzel kale ve bizi kaleye ulaştıran tarihi köprü ile ilgili kısa bir bilgi paylaşayım ;
Castelvecchio Verona’nın 13. ila 14. yüzyıllarda yöneticisi olan Della Scala Ailesi tarafından şehri kuzeyden gelebilecek tehlikelerden koruma amaçlı inşa edilmiş bir kale yapısı. Günümüzde ise Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerinden kalan pek çok resmi, heykeli ve silahları barındıran bir müzeye dönüştürülmüş. Köprü ve kaleyi ücretsiz şekilde gezebiliyorken müze için bilet satın almanız gerekiyor. Hedefimiz Arena oldugu icin müzeyi pas geçip, yolumuza devam ediyoruz.
ARENA DI VERONA
Verona'nın kalbi Arena, Piazza Bra'da yer alıyor. Burası dünyanın en iyi korunmuş antik yapılarından biri. 30bin kişi kapasiteli bir yapı iken 1117 yılında meydana gelen bir depremde yıkılmış olan Verona Arenası'nın 15bin kişi kapasiteli bölümü halen kullanılmaktadır.
1913'te opera bestecisi Verdi'nin doğumunun 100. yılını kutlamak için yapılan Aida temsilinden beri Verona Arenası'nda yaz aylarında opera festivali düzenlenmektedir. Verona Arenası Festivali, Maria Callas’ın İtalya’da sahneye çıktığı ilk yer, Renata Tebalti, Leyla Gencer, Fiorenza Cossotto, Mario del Monaco, Giuseppe Di Stefano, Piero Cappuccilli, Luciano Pavarotti, Placido Domingo gibi birçok tanınmış opera sanatçısının sahne aldıkları bir opera mekanıdır.
Bu büyülü yeri dışardan izlerken aynı gün Temmuz ayındaki festivale hazırlık niteliğindeki bir organizasyon nedeniyle giriş kapılarındaki kırmızı halılar bizi bizden aliyor.
CASA DI GIULIETTA
Arena'dan sonraki durağımız Juliet'in Evi...
Verona dendi mi akla ilk Romeo ve Juliet, Romeo ve Juliet dendi mi akla direkt Shakespeare geliyor. Bu klasik aşk hikayesinin yayılması, ünlenmesi, bir dünya klasiği haline gelmesi Shakespeare sayesinde olsa da aslında ortaya çıkış şekli daha farklı. İlk olarak Vicenzalı bir soylu olan Luigi da Porto, Dante’nin İlahi Komedyası’ndaki iki farklı aileden ilham alarak Romeo ve Juliet’i 1531 yılında bir roman olarak yazıyor. Verona da hikayede bu dillere destan aşkın ve bütün dramaların gerçekleştiği şehir olarak karşımıza çıkıyor. Romeo ve Juliet’in hikayesi yayınlanıp basılıyor, ardından bütün Verona’da okunmaya başlanıyor. Birkaç yazar tarafından daha uyarlanırken, ünü artıyor da artıyor. Önce Fransa’ya ardından İngiltere’ye, yani Shakespeare’e ulaşıyor. Onun dilinin ustalığı ve dizelere yüklediği derinlik ile birlikte bu hikaye bir tiyatro oyunu olarak yeniden yazılıyor ve 1596 yılında ilk kez sahneye koyularak günümüzde tipik olarak aklımızda canlanan Romeo ve Juliet’in oluşmasını sağlıyor.
Işte Juliet'in Evi denen yer de bu muhteşem eserin sanal bir kurgusu olarak karşımıza çıkıyor. Juliet'in Evi'ne giriş ucretli. Verona Card'a indirim var. Bizim icin böyle turistik yerler çok anlam taşımadığı için, sadece dışardan bakip, o an balkonda olup, kendini Juliet hisseden😂 güzel kızların fotoğrafını çekmek gayet yeterli oluyor🤗
Bu arada, ayrı bir sokakta Romeo'nun Evi de var. Ama maalesef önü bomboş, hatta evi bulmakta zorlanıyoruz. Demek ki Romeo, Juliet kadar değerli değilmiş yorumu yapıp bu hayal dünyasından dışarı atıyoruz kendimizi..
PIAZZA BRA
Iste yine Piazza Bra'dayiz.
Büyüklüğü ve merkeziliğiyle Verona’nın ana meydanı sayılan Piazza Brà, pek çok restorana, kafeye ve tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. Roma döneminden kalma bir amfitiyatro olan Verona Arenası, kültürel etkinliklerin düzenlendiği Gran Guardia, Verona’nın belediye binası olan Palazzo Barbieri ve diğer pek çok önemli yapı-eser bu meydanda bulunuyor. Bu meydanda bir sonraki akşam dolaşırken Festival'in ayak sesi kıvamında tüm konser tanıtımlarını da büyük boardlarda izleme şansı buluyoruz. Arena di Verona'ya bir sonraki sefer de Murat Karahan'lı Aida operası için geleceğimize dair dilekleri yukarı gönderip yola devam ediyoruz.
Bundan sonra Madonna çeşmesinin bulunduğu Erbe Meydanı'nda, Basilica di
Santa Anastasia, Venedik Aslanı ve Lamberta Kulesinin bulunduğu bölgeyi tavaf ettikten sonra Signori meydanı yada ortasındaki Dante heykelinden dolayı Dante Meydani olarak isimlendirilen meydana çıkıyoruz. Burası da restoranlari, cafeleri ve heykelleri ile ayrı bir cazibe merkezi..
Bu bölgede heybetli mimarisi ve insanın içine huzur veren dokusuyla Verona Katedrali'nden bahsetmemek olmaz. Verona Katedrali olarak bilinen Cattedrale di Santa Maria Matricolare, şehrin ana kilisesi yani katedrali.. 12.yüzyılda inşasına başlanan bu yapı ilk olarak Romanesk tarzda tasarlanmış fakat zamanla yapılan eklemelerle birlikte günümüzde Gotik ve Rönesans mimarisini de taşıyor.
BIBLIOTECA CAPITOLARE
Verona Katedrali'ni arkanıza alıp, sağa baktığınızda, sahip olduğu el yazması eserler nedeniyle dünyanın en zengin ve eski Latin Kültürü kütüphanesi ünvanına sahip Biblioteca Capitolare'yi göreceksiniz. Kütüphanedeki koyun derisi üzerine yazmalarda, bu kütüphanenin, katedraldeki rahiplerin görevlerini ve yapılanları aktaran, dini kitapların da bulunduğu bir kütüphane olduğunu bildiren 5. yy.’dan kalma eserler de bulunmakta. Daha da ilginci, sonraki dönemlerden de el yazmaları var. Yani kütüphane, aralıksız olarak kütüphane olarak kullanılmış. Biz içini göremedik ama eğer uygun zamanda giderseniz, vaktiniz de varsa 5–19. yuzyillar arasında el yazma olarak basılan 1111 kitabı barındıran bu kütüphanenin içini de mutlaka ziyaret edin, derim.
Bir yanda insanın içini kavuran sıcak devam ederken ayaklarımız bizi Adige nehrinin uzerine inşa edilmiş Pietra Koprusu'ne getiriyor. Köprünün başında soğuk bir şeyler içip, içimizi soğutmaya çalışırken bir yandan da onlarca fotoğraf çekiyoruz.
Başımızı hafif yukarı kaldırdığımızda Castel San Pietra dikkatimizi çekiyor. Burası biraz tepede İtalyanların "Punto Panoramico" dedikleri bir yer. Bu sıcakta cikar miyiz, çıkamaz miyiz diye kısa bir tereddüt geçirdikten sonra başlıyoruz basamakları tırmanmaya.. Burası aslında çok dik bir tepede falan değil. Normal havada uçarak çıkılabilecek kıvamda bir yer. Ara sıra başımızı adım başı rastladığımız çeşmelere sokup çıkararak serinletmek suretiyle en tepeye varıyoruz. Yukarı çıktığımızda ne kadar doğru bir karar aldığımızı anlıyoruz, zira burası Verona'yı kuşbakışı izleyebileceğiniz tek nokta...
Pietra Köprüsü M.Ö. birinci yüzyılda , Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş olması nedeniyle Verona'nın en eski köprüsü olarak geçiyor. Özellikle II.Dünya Savaşında fazlasıyla harap olmuş olan bu güzel köprü aslına uygun yapılan restorasyonlarla günümüze kadar gelebilmiş.
Panoramik turumuzu tamamlayıp, Verona'nin bakmaya doyum olmayan, benzer tonlardaki kök boyalarla boyanmış evleri arasindaki sokaklardan ana meydana yani Piazza Bra'ya dönüyoruz yeniden.
Hedef, bu kadar yorgunluğun üstüne kısa bir aperativo ile günü keyifle uğurlamak.. Meydanda Spritz'lerimizi yudumlarken bir anda Arena'nın karşısında bizim de oturduğumuz Cafe'nin paralelinde bulunan eski bir evin penceresinde bir Soprano billur gibi sesiyle şarkı söylemeye başlıyor. Binanın hemen altında biriken insanlar da alkışları ile onu motive ediyor. (Bu müthiş tesadüfü, arşivimize sabitleyebilmek için koşturup pencere altında çektiğim video kaydıma Instagram hikaye arşivimden ulaşabilirsiniz.)
Harika bir gunu noktalarken, akşam yemeği için hazırlanıyor ve kaldığımız evde bizim için hazırlanmış yeme içme önerileri listesinde yer alan Peperino'da alıyoruz soluğu.. Hedefimiz güzel bir Napoli pizzası yemek. Gerçekten de yediğimiz pizza efsane lezzetiyle damaklarımızı çatlatıyor, restoran içindeki samimi hava ve ambians da bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. #reklamdegil #kesinlikletavsiye
Yarın Torino'daki arkadaşlarımızı görmeye gideceğiz. Torino, oğlumun 6 yıl yaşadığı "cool" şehir. Birçok anımız ve her köşesinde ayak izimiz var. Bir ara Torino'yu da yazmak, bu turistik olmayan ama kendine has müthiş karizmaya sahip güzel şehri de anlatmak istiyorum size. Verona - Torino arası trenle iki buçuk saat.. Verona tren istasyonuna gidip biletimizi akşamdan alıyoruz ki sabah erken gidip, ayni gün fazla geç kalmadan dönebilelim.









































































Yorumlar
Yorum Gönder