GÜNLÜGÜM ; 15 HAZIRAN 2025 GARDA GÖLÜ
15 Haziran 2025
Dün Torino'da can dostlar ile yeniden buluşma pek keyifliydi. Hava 32 derece gösteriyordu ve İtalya'nın kuzeyinde, Piemonte bölgesindeki bu güzel şehir, içimizi kavuran sıcağı ile kucaklıyordu bizi. Verona-Porta Nuova'dan bindiğimiz tren bizi 2 bucuk saatte, son derece keyifli bir seyahatle Torino-Porta Nuova'ya ulaştırdı. (Pek çok hikayesi olan güzel şehir Torino ile ilgili detaylı bloguma pek yakında buradan ulaşabilirsiniz) Akşam makul bir saatte Verona'ya geri dönüp, istasyonda ertesi günün tren saatlerine baktık ki, bir sonraki gün, İtalya'nın en büyük gölü Garda'yı günübirlik ziyaret edebilelim.
Bugünü anlatmaya başlamadan önce, Garda'ya ulaşım ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum ;
Garda Gölü, Milano ile Verona arasında bulunan kocaman bir göl. Verona'ya tren ile sadece bir durak uzaklıkta, süre olarak ise 15 dakika. Verona'dan Milano yönüne doğru giden trenlerin hepsi Garda'dan geciyor. Bu nedenle, eğer Verona'dan gidecekseniz çok kısa bir süre sonra ülkenin en büyük gölüne kolayca ulaşabilirsiniz. Göl gerçekten o kadar büyük ki etrafinda 20 tane kasaba var; eğer arabanız yoksa bir günde gezmenin imkani yok. Almanya’ya yakınlığı sebebiyle yaz aylarında Almanların akınına uğruyor. Bu arada, Garda Gölü’ne Bolonya, Milano, Venedik ve Verona gibi Kuzey İtalya şehirlerinden düzenli olarak kalkan otobüs veya trenle ulaşilabiliyor.
Neyse biz buraya gelmeden önce, çok hızlı bir biçimde, görülmesi gereken yerleri araştırdık ve bir güne sığdırabilecegimiz iki yeri hedefledik. Aslında Garda Gölü 3 yada 4 günde ancak gezilebilecek büyüklükte. Aklınızda olsun, buraya gelirseniz bu doğa harikası yere mutlaka birkaç gün ayırın. Biz, Verona'da kaldığımıza çok pişman olduk mesela. Aslında Garda Gölü'nde kalıp, buradan istediğimiz yerlere gidebilirmişiz, zira buradan da tren geçiyor ve sizi istediğiniz yerlere kolayca ulaştırabiliyor. Bu arada bir önemli tüyo da zamanlama ile ilgili; Bizim Garda ile buluşmamız Haziran ayında oldu. Bu dönem hem biraz sıcak, hem de kalabalığın fazlalaşmaya başladığı bir donemmiş. En güzeli bahar aylarında buraların tadını çıkartmak... İlkbahar yada sonbahar..
Evet, yukarıda da belirttiğim gibi birkaç saatlik Garda ziyaretine sadece iki önemli yeri, Peschiera del Garda ve Sirmione'yi sığdırmak istiyorduk. Zaten trenden Peschiera'da inecektik. Sonrasında Sirmione'ye nasıl gideceğimizi bilmiyorduk. Zaten bizim seyahatlerin de en eğlenceli tarafı bilinmeyene gitmek, keşfetmek olduğundan akışa bıraktık ve sabah erkenden trene atlayıp, 15 dakika sonra Peschiera'da bulduk kendimizi.
Peschiare tatlı mı tatlı bir küçük kasaba. Ancak tabii ki Garda Gölü'nün turistik olması nedeniyle bu küçük kasaba da fena halde turizme açılmış. Tren istasyonundan indiğiniz anda sizi Gardaland Shuttle'ları karşılıyor. (Bu arada çocuklular için Gardaland'in son derece eğlenceli bir yer olduğunu okumuştum, çocuklu tatil planı yapanlar, mutlaka araştırın)
Önce uzak yerden başlayalım düşüncesiyle burada çok zaman geçirmeden, hemen istasyon yakınındaki otobüs durağına gidip Sirmione'ye giden otobüs arayışına girişiyoruz, zira Peschiare ile Sirmione arası 7km lik bir mesafe. Bir süre durakta bekledikten sonra bizi Sirmione'ye götürecek olan otobüsümüz geliyor ve bizi yaklaşık 20-25 dakikada Sirmione yakınlarında bir yere ulaştırıyor. Navigasyondan baktığımızda bizim esas görmeyi planladığımız Sirmione Kalesi en az yarım saat, kırk dakikalık bir mesafede. Hava oldukça sıcak olduğundan hafif bir tereddüt geçirsek de yılmadan yola devam ediyoruz🥵. İyi ki de öyle yapıyoruz; Yolumuz göl kenarına paralel ilerleyen, müthiş manzaralı keyifli bir yol. Ara sıra önümüze çıkan her biri ayrı sanat eseri olan heykelleri içinde barındıran yemyeşil parkları da cabası.
Neyse yolun sonu mutluluk 😀 Ve işte bir kasabaya göre fazla ihtişamlı Castello Scagliero di Sirmione (yani Sirmione Kalesi) tam karşımızda 🤩
Hemen Sirmione ve Scagliero Kale'sinden kısaca bahsedeyim;
İtalya'nın en büyük gölü olan Garda Gölü'nün kıyısında bulunan Sirmione, İtalya'nın Brescia iline bağlı. Göl kıyısında olması nedeniyle balıkçılık gelişmiş. Gölde 15 çeşit balık yetiştirilmekte. Balıkçılık haricinde, en başta bahsettiğim gibi, gölün içinde yüzülebilen temiz suyu nedeniyle turlar düzenlenmekte ve bu anlamda oldukça turistik bir yer. Sirmione genelde zengin ve asil ailelerin uğrak mekanı olmuş ve olmaya da devam ediyor. Bozulmamış doğası ve çevredeki birçok limon bahçesi nedeniyle mis kokan bir kasaba Sirmione. Kalesine gelince; İlk zamanlar yazlık olarak planlanmış olsa da 13. yüzyılda korunma amaçlı yapılmış olup kendisine ait limanı bulunmakta. Sirmione Limanı da genellikle lüks yatların demir attığı oldukça ünlü bir liman. Filmlerde görülen, yandan zincirle açılan 2 kapısı bulunmakta. Ayrıca, Sezar'ın da bu kalede kaldığı söylenmekte🤗
Sirmione'de görmek istediğimiz en önemli yeri gördük ama aslında buraya da bir tam gün ayırıp, tüm kafe ve barların, ünlü butikler ve dondurmacıların (bu arada kaynaklar İtalya'nın en iyi dondurmalarının burada üretildiğini söylüyor, biz de test edip onayladık🤤 Bu konudaki önerimi bu yazının sonunda bulacaksınız) bulunduğu Vittoria Emanuele Sokağı'nı, Maria Callas Parkı'nı ve Carducci Meydanı'nı da mutlaka tavaf etmek lazım. Aklınızda olsun!
Bu yerleri göremedik ama Peschiera'nın merkezinde tekneden indiğimizde gördüğümüz güzellikler karşısında bir kez daha büyülendik.
Tekneye geri dönecek olursak, onca insan nasıl sığdık bilmiyorum ama İzmir yada İstanbul'daki şehir hatları vapurlarından biraz daha küçük bir tekne bizi (özellikle yanımızda sürekli gülümseyen iki tatlı miniş ve bir yandan bizimle muhabbet edip, diğer yandan çocuklarını besleyen annelerinin sohbeti ile nasıl geçtiğini anlamadığımız bir yolculukla) yaklaşık 20-25 dakikada Peschiera'ya ulaştırıyor.
Peschiera İtalya'nın Veneto bölgesinde Verona iline bağlı bir komün olarak geçiyor. Unesco koruması altında bulunan Peschiera kanallar, geniş tarihi duvarlar ve kale burçlarından oluşuyor. Tekneden indiğimiz anda nereye bakacağımızı şaşırıyoruz. Özellikle her iki tarafı çiçeklerle bezeli Voltoni Köprüsü bizi bizden alıyor.
Güzel Peschiera Kasabası'nın ara sokakları, köprüleri, güzel evleri, kasaba meydanındaki rengarenk dükkanları derken zaman hızla akıp geçiyor ve biz yine o ana kadar yemek yemediğimizi fark ediyoruz etmesine ama malum ehl-i keyif İtalyan dostlarımızın siesta saatine denk geldiğimiz için restoranların kapısına sadece burnumuzu dayayıp, umutsuzca içeri bakabiliyoruz. Tam bu sırada, Sirmione otobüsünü beklediğimiz durağın karşı sırasında Sicilya'lı Signor Gilberto'nun işlettiği Crispy Pizza, o saatte tek açık dükkan olarak gözümüze ilişiyor. Dükkanda sadece o an tanıştığımız Sicilya lezzeti Bombetta ve birkaç takeaway pizza çeşidi var. Bombetta (little bomb- yani küçük bomba) ismi ile çok örtüşen biçimde çıtır kaplı (bizim pişi hamuru gibi bir hamur) bir etten oluşuyor ki ağzınızda dağıldığı anda damağınızda muhteşem erimiş peynir ve tuzlu jambon tadı patlıyor. Bu lezzet patlamasından sonra sevgili Gilberto ile vedalaşıp kafamızı sağa çevirdiğimizde -hemen yan dukkan- işte yukarıda bahsettiğim meşhur dondurmacılardan birinin de şansımıza açık olduğunu fark ediyoruz. Gelateria Peschiera. Bu isimleri lütfen not edin ve yolunuz buralara düşerse mutlaka uğrayın.







































Yorumlar
Yorum Gönder